IMG_2308

Ülkemizde en çok dava açılan konulardan birisi de izale-i şu davasıdır. Artık yeni kanunla beraber “ortaklığın giderilmesi davası” olarak geçmekte ise de tüm usul ve esasları aynı şekildedir.

Taşınmazlarda (arsa, ev, vb.) ortaklar arasında anlaşma olmadığı takdirde ortaklardan birisinin mahkemeye başvurusu halinde Mahkemece bu taşınmaz tüm ortakların da payları dahil satışa çıkarılmakta ve satış sonunda herkes pay oranında bedeli almaktadır.

Asıl sorun ise zamanında sözlü olarak ayrılan ve üzerinde ev, dükkan, ahır gibi yapılar eklenen ve bu eklentileri sadece ortaklardan birinin yapmış olduğu davalarda paylaşım nasıl yapılacaktır?

Yukarıda bahsettiğimiz gibi bir paylaşım hakkaniyetli olamayacaktır. Çünkü taşınmaz üzerine  yapılan yapı taşınmaza değer  kazandırmıştır. Bu yapıda ise sadece bir ortağın emeği vardır. Diğerlerinin buradan fayda sağlaması düşünülemez. İşte bu tip durumlarda Yargıtay mahkemelere ne yapılması gerektiğini söylemiştir. Mahkeme;

****Muhdesat arzın değerinde artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur. Bulunan bu değerlerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği yüzdelik oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesi de bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara dağıtılır. 

Paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.