KASTEN ÖLDÜRMEYE TEŞEBBÜS VE KASTEN YARALAMA SUÇLARI UYGULAMADA ÇOK KEZ BİRBİRİNE KARIŞTIRILMAKTADIR. BU BAĞLAMDA BİRKAÇ BİLGİ PAYLAŞTIKTAN SONRA YARGITAY KARARI İLE BU KISTASLARA BAKACAĞIZ.

Suça teşebbüs, Türk Ceza Kanunumuzun 35. maddesinde düzenlenmiştir. Bu tanıma göre kişi, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da, elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu tutulacaktır. Yani suç eğer öldürmeye teşebbüs ise bunun elinde olmayan nedenlerle tamamlanamaması lazımdır. Kasten yaralamada ise amaç öldürmek değildir, failin kastı sadece yaralamaktır. Bu hususun karıştırılmaması adına bir çok kıstas vardır.

Uygulamada sıkıntılar oluşmaması için Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu kıstasları aşağıda belirteceğimiz kararında sıralamıştır. Bu karara bakacak olursak:

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08.07.2008 tarihli ve 2008/1-88 E., 2008/184 K. sayılı kararı;

öldürme kastının varlığı için;
-Fail ile mağdur arasında olay öncesine dayalı, öldürmeyi gerektirir bir husumetin bulunup bulunmadığı,
-Olayda kullanılan vasıtanın öldürmeye elverişli olup olmadığı,
-Mağdurdaki darbe sayısı ve şiddeti,
-Darbelerin vurulduğu bölgenin hayati önem taşıyıp taşımadığı,
-Failin fiiline kendiliğinden mi, yoksa engel bir sebepten dolayı mı son verdiği,
-Olay sonrası mağdura yönelik davranışları
Hususları dikkate alınmalıdır.

 

Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından sıralanan bu kıstaslar bahsettiğimiz türden mahkeme dosyalarında en çok dikkat edilmesi gereken kıstaslardır. Bu sebeple özellikle bu hususlar göz önünde bulundurularak sanık/sanıklar hakkında hüküm kurulmaktadır.

Av.Mehmet ŞAHİN-Av.Mehmet ERBAŞ

Paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.