Arabuluculuk Yolu İle Çözüme Kavuşturulacak Uyuşmazlık Konuları Artıyor!

1. Tüketici Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Dava Şartı Haline Geldi.

6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun’u (‘’HUAK’’)  ; üzerinde serbestçe tasarruf edilebilecek özel hukuk uyuşmazlıklarında, yabancılık unsuru taşıyanlar da dahil olmak üzere arabuluculuk yoluyla çözüme kavuşturulabilmesinin mümkün olduğu düzenlemiştir. Bu bağlamda ; önce İş Hukuk’u uyuşmazlıkları ; sonrasında  01.01.2019 tarihi itibariyle Ticaret Hukuku’ndan doğan uyuşmazlıklarda arabuluculuk dava şartı haline gelmiştir.

Bir süredir yasalaşmasını beklediğimiz tüketici uyuşmazlıklarında arabuluculuk kurumu ise ; 28.07.2020 tarihinde yürürlüğe giren, 28.07.2020 tarihli 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun’u ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile dava şartı haline getirilmiştir. Bu bağlamda 28.07.2020 tarihinden itibaren Tüketici Mahkemeleri’nde açılacak olan davalarda arabuluculuk kurumuna başvuru zorunludur.

2. Tüketici Uyuşmazlıklarının Arabuluculuk Yolu İle Çözümü Hangi Avantajları Sağlayacak?

Yargılama sürelerinin uzun sürmesi, yargının iş yükünün hafifletilmesi gibi temel nedenlerin yanında yargı dışı olarak sayılan ve alternatif çözüm yolu olarak adlandırılan arabuluculuk kurumu, daha ucuz daha kısa süreli ve taraflar arasındaki ilişkilerin devamını sağlayabilecek bir zemin hazırladığı için dostane ve barışçıldır.

Özellikle sosyal ve ekonomik olarak pandemi sürecinin etkilerinin önemli ölçüde hissedildiği bugünlerde yargısal faaliyetlerin bir kısmı uzun süre ertelendiği için, adliyelelerdeki ve diğer yargı mercilerindeki iş yükü fazlalaşmıştır. Bunun yanı sıra, bu sürecin içinde hem maddi hem de manevi olarak zedelenen tarafların bir de yargısal olarak içinde oldukları veya olacakları süreçlerin zorlayıcılığı taraflar açısından olumsuz sonuçlar doğuracaktır.

Tüketici uyuşmazlıklarında ise arabuluculuk sürecinin tüketiciler için tamamen ücretsiz olması ve tüketicinin ödemesi gereken arabuluculuk ücretinin ise arabuluculuk sürecinin anlaşma veya anlaşmama ile sonuçlanmasından bağımsız olarak Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olması önemli bir avantaj sağlayacaktır.

3. Tüketici Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuğun Kapsamında Neler Var?

Tüketici uyuşmazlıklarına ilişkin dava şartı arabuluculuk düzenlemesinde ; Tüketici Hakem Heyetleri’nin görevi kapsamında olan, tüketici işlemi mahiyetinde olan ve taşınmazın aynından kaynaklanan uyuşmazlıklar dışında kalan ve doğrudan Tüketici Mahkemeleri’nde açılan davalar, zorunlu arabuluculuk kapsamına alınmıştır.

Ancak eğer tüketiciler, Tüketici Hakem Heyeti’ne başvurmadan tüketici işlemleri ile ilgili icra takibi başlatmışsa, bu takdirde açılacak olan itirazın iptali davaları rakam fark etmeksizin doğrudan Tüketici Mahkemeleri’nde davaya konu olabileceği için dava şartı arabuluculuk kapsamında yer alacaktır.

Bu bağlamda belirtmek isteriz ki tüketici uyuşmazlıklarının tanımı ve tarafları oldukça geniş bir yelpazede yer alır.

Zira Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunu’nun 3. maddesinde de tüketici işlemi aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir :

‘’Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi’’

diye ifade edilmiştir.

Bu geniş tanımlama dolayısıyla da Tüketici Mahkemeleri’nin iş yükü gün geçtikçe artmaktadır. İş yükünün artması da  yargılama sürelerinin uzamasına sebep olmaktadır. Tüketici Mahkemeleri’nde görülmekte olan davaların 3 ile 8 sene aralığında görülmesi söz konusudur. Arabuluculuk kurumu ile taraflar aralarındaki uyuşmazlığı 2 ile 8 hafta aralığında çözüme kavuşturabilme imkanına sahiptir.

4. Arabuluculuk Görüşmelerinde Her İki Tarafında Menfaati Gözetilecek.

Her biri ayrı bir uzmanlık konusu oluşturmaya elverişli tüketici uyuşmazlıklarının uzmanlık alanlarına göre belirlenerek dava şartı arabuluculuk yolu ile çözülmesi ise uyuşmazlıkların daha kısa sürede çözülmesinin önünü açacaktır.  Bunun yanı sıra  arabuluculuk müzakere süreci yürütülürken, tarafların uzman görüşüne ihtiyaç duyması halinde arabulucu, konu ile ilgili uzmanları müzakere sürecine katma serbestisine de sahiptir.

Tüm bunların yanı sıra  arabuluculuk kurumunun en önemli özelliği  gizlilik esasının korunmasıdır. Pek çok uyuşmazlıkta söz konusu olduğu gibi tüketici uyuşmazlıklarında da gizlilik unsuru ön plandadır. Nasıl ki  ticari bir uyuşmazlıkta taraflar, aralarındaki ticari ilişkiye dair birtakım hususların gizli kalması amacıyla arabuluculuk yoluna başvuruyor ise hasta ile hekim arasında söz konusu olabilecek bir tıbbi malpraktis davasında da  gerek hastanın sırları gerekse de hekimin ve çalıştığı kurumun mesleki itibarı önem arz edecektir ve taraflar arabuluculuk kurumu ile gizlilik esası korunarak uyuşmazlıklarını çözüme kavuşturabilecektir.

Ayrıca arabuluculuk süreci yürütülürken emredici hükümlerle bağlı olunmadığı gibi taraflar kendi menfaatlerine ve ihtiyaçlarına uygun olarak başka bir çözüm yolu üretme imkanına dahi sahip olabileceklerdir. Bu aşamada taraf vekillerinin de üstleneceği roller önem arz edecektir. Bu sebeple taraf vekilleri, arabuluculuk müzakereleri yürütülürken müvekkillerinin taleplerini doğru bir şekilde masaya yatırmalı ve ayrıca arabulucu ile müzakereler sürecinde iletişim halinde kalmalıdır.

5. Tüketici Uyuşmazlıkları Bağlamında Malpraktis Davaları:

Tüketici uyuşmazlıklarının da dava şartı haline gelmesinin ardından yukarıda da belirttiğimiz üzere, Tüketici Mahkemeleri’nde görülecek olan tüm davalar dava şartı arabuluculuk kapsamındadır. Bu vesileyle özellikle sağlık hukuku alanında önem arz eden ‘’tıbbi malpraktis uyuşmazlıkları’’ da dava şartı arabuluculuk kapsamında değerlendirilecektir. Tıbbi malpraktis davalarınının konusunu  başta hekimler olmak üzere sağlık çalışanlarının belli sebepler sonucunda ortaya çıkan uygulama hatası olarak tanımlayabiliriz. İlgili davaların  büyük bir kısmı ise  Tüketici Mahkemeleri’nde görülmekte olup yukarıda da değindiğimiz sebepler dolayısıyla oldukça uzun bir yargılama süreci sonrasında çözüme kavuşmaktadır.

Ancak konu sağlık olduğunda tarafların sadece maddi değil manevi çıkarları da oldukça önemlidir ve bu tip davalarda sonuç ne olursa olsun ; bazen taraflar içsel olarak huzura kavuşamayacaktır. Bu durumda tarafların kendi çözümlerini üretme imkanı bulduğu, yüz yüze görüşebildiği, gizlilik esasının korunduğu ve bağımsız ve tarafsız arabulucular tarafından tamamen iradi olarak yürütülen arabuluculuk kurumu ile menfaatlerine daha uygun sonuçlar elde edebilecekleri aşikardır.

Özellikle içinden geçmekte olduğumuz salgın günlerinde ; Sağlık Hukuk’u açısından da uyuşmazlıkların ortaya çıkacağını öngörmekteyiz. Bu nedenle arabuluculuk yolunun sadece dava şartı olarak değil ; ihtiyari olarak da  uygulanabilmesininin söz konusu olduğunu hatırlatmak önem arz etmektedir.

6. Sonuç:

Arabuluculuk kurumu, gerek İş Hukuk’u gerekse Ticaret Hukuku’ndan kaynaklanan uyuşmazlıklarda dava şartı olarak yasalaşmasının ardından başarılı sonuçlar elde etmiştir ve bu başarılar her geçen gün artmaktadır. Bu vesileyle Tüketici Hukuku’ndan kaynaklanan uyuşmazlıklarda da, dava şartı arabuluculuk ile yukarıda belirttiğimiz esaslar çerçevesinde başarılar elde edileceğini öngörmekteyiz.

Bunun yanı sıra ; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun’u (‘’HUAK’’) gereğince ; üzerinde serbestçe tasarruf edilebilecek her özel hukuk uyuşmazlığı halihazırda arabuluculuk yoluna uygundur. Bu sebeple ; özellikle içinde olduğumuz süreçte arabuluculuk yolunun pek çok uyuşmazlığın çözümüne çare olabileceğine de inanmaktayız.